Yusuf Kaplan’a Sitem – İbrahim KUŞ

Kaynak: YeniŞafak Gazetesi, Yusuf Kaplan 'ın "Tek bir zamana, tarihsizliğe hapsedilmeye başkaldıran adam: Kadir Mısıroğlu" serlevhalı makalesidir

10.05.2019 sahurundan hemen sonra Yusuf Bey’in, Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanacak yazısının linkini paylaştığını gördüm. Başlığı şöyleydi: “Tek bir zamana, tarihsizliğe hapsedilmeye başkaldıran adam: Kadir Mısıroğlu”.

Yazıyı okuduk… Yusuf Bey’in daha evvel yazdıklarından aşina olduğumuz üzre, yazıda birçok tekrar gördük.

Böyle bir yazıya göre, uzun bir mukaddimeden sonra söz, Üstad Kadir Mısıroğlu’na geldi ve Yusuf Bey’in, Kadir Bey hakkında ki düşüncelerini de öğrenmiş olduk.

İşte tam bu noktada, Yusuf Bey’in paylaşımının altına yazmak ihtiyacı hissettik ve aşağıdaki tenkitleri yaptık.

Hocayı, şu cümlesinden dolayı tenkid etme gereği duymuştuk: “Yine de üslûbuna biraz özen gösterseydi çok etkili olurdu bütün kesimler üzerinde.”

Şimdi, aşağıda ekran görüntülerini de eklediğimiz Yusuf Kaplan Bey’e yazdıklarımız ve kendisinin bize hususî olarak verdiği cevapları okuyacaksınız.

Biz, merhum hocamız Kadir Mısıroğlu için yazılanlara tenkitlerimizi arz ederken, konu dışında ama mühim gördüğümüz birkaç hususu da ilave etmek istedik. Yusuf Bey’in verdiği cevabı gördükten sonra anladık ki, az bile yazmışız…

Çünkü Yusuf Bey aslında, yazısına, Kadir Bey’i sadece günlük bir konu olarak almış… Daha fazlası değil…

Yusuf Kaplan’ın fıkrası altına yazdıklarım:
1-Kıymetli hocam sade ve akıcı üslûbunuz bu yazıyı güzelleştirmiş. Lâkin yazınızdaki çoğu yerde hak vermek mümkün değil. Üstad daha düne kadar tavrından, yazdığı ve söylediğinden geri adım atmadan vefat etti. Hocanın üslûbuna yaptığınız tenkitte çok geç kaldığınızı söylemeliyim.

2-Hocamız “bir tek yüzle yaşadım” demiştir. İkinci olarak üstadın muhalled eseri “Lozan”dır. Ama fikrinin esası adım adım İslâm’dan inhiraf ve Kemalizm ile bunun ideoloji haline gelmesidir. Her eserinde bunu ortaya koymuştur.

3-Yazınızda sapkın bir ideoloji olarak “Kemalizm”den işaret yok maalesef. Üçüncüsü üstadın “İslâm Dünya Görüşü” eserini okumanızı tavsiye ederim. Hocamızın bu eserine verdiği ehemmiyeti bilmeyen yoktur. Bugüne kadar verdiğiniz kitap listelerine hemen bakan biri olarak esefle söylüyorum ki üstadın bir tane bile eseri yoktu. Dil/lisân, okuma zevki kazandıracak kitaplar diye tavsiye buyurduğunuz bir çok eser Müslüman şahsiyetleri ile meşhur kimseler olsada bir çoğunda lisâna verilen ehemmiyeti görmek mümkün değildi.

4-Biz İslâm olan gençlere romantik eserler, yazarlar tavsiye ederek çok faydalı bir iş yapmıyorsunuz. Temel İslâmî bilgilerden bile mahrum bizlere şahsiyetimizi iyi bir şekilde ortaya koyup, tebellür ettirecek münevverlerin başında Kadir Mısıroğlu gibi hocalarımız gelmekteydi.

5-Neyse ki sizin gibi hocalarımız yine bir vefat sonrası “kınayıcıların kınamasına aldırmadan” yazılar yazdı da hocanın ismi YeniŞafak gibi bir gazetelerde yer aldı. Umumi olarak şöyle yazıyordu: “Kadir Mısıroğlu eleştirilebilir ama o hep dik durdu, duruşunu hiç bozmadı”

6-2018 sonları, Bağlarbaşı’ndaki ilk konferanstan beri tenkit etmek istediğim bir kaç hususu da bu vesileyle yapmış bulunuyorum. Artık biz yeni nesle yol çizmekten ziyade yolumuzu üstad gibi aydınlatan yazıları/nızı, eserleri/bizi bekliyoruz.

7-Afiyetiniz için dua eder, ellerinizden hürmetle öperim hocam.

Yusuf Kaplan Bey’in twitter’dan hususî olarak yazdıkları:
Siz de yazdığım yazının omurgasını oluşturan Kemalizm eleştirisini ve çapını göremiyorsanız, ne diyeyim ben size! Kemalizm’n bizi tarihten uzaklaştırdığını, zamansızlığa mahkûm ettiğini söylüyorum. Güzel cümleler var yazıda. Kemalizm eleştirisi küfrederek yapılmaz. O zaman Kemalizmi eleştirmiş değil, o dili yeniden üreterek meşrulaştırmış olursunuz. Bu konuda çok yazdım ayrıca. İkinci olarak Kadir Mısıroğlu düşünür değildi. Düşünür adam “pezevenk” diye başlamaz söze. Cümle kurar, ön açar. Böyle kardeşim.

İslamî Dünya Görüşü kitabı çok zayıf bir kitaptır derinliği ve çapı bakımından. O yüz kitap listesinde romantik kitap filan da yoktur. İnce elenip özene bezene hazırlanmış bir listedir. Listeye Necip Fazıl’ın İdeolojya Örgüsü gibi bir şaheserini bile almadım. Çok eskidi fikir dili, düzeyi yani.

Son olarak… özür dileyerek söylemek zorundayım: Bu çapta bir yazıda yazılmadı / yazılmaz bizim medyamızda Kadir Mısıroğlu hakkında.

O listeyle ilgili yazdıklarınızı silin lütfen. Yüzbinlerce insanın önünü, zihnini açtı o liste… Engel olmayın insanlara… Siz silmezseniz ben tweeti kaldırmak zorunda kalacağım.

Sizi bekliyorum…

Verdiğimiz cevap:
Cevap vermek lütfunda bulundunuz, teşekkür ederim hocam.
Siz kaldırın hocam. Ben Kaldırmıyorum.

Y. Kaplan: Edep diye bir şey bitti demek ki!

Cevap: Estağfurullah

Yusuf Bey, Kadir Bey’in defalarca söylediği üzre “Bir kişiyi, eseri tavsiye ediyorsanız, bunun bir vebali vardır.” sözü gereğince, bu tavsiyeyi yapmak için eşhas ve âsar hakkında muhakkak, doğruları ve yanlışları ibraz etmek lazımdır.

Merhum hocamızın sohbetine katılanların ekseriyeti, bu düşüncesini ve söylediklerini bilir.

Siz bir şey yazıyorsunuz, lâkin sonra, hususî mesajlarınızda, yazdığınız şeye inanmadığınızı gösteren, tam zıddı cümleler kullanıyorsunuz. Şimdi size, naçizane tavsiyemiz şudur:

Merhum hocamız gibi, bir şahıs hakkında yazıyorsanız, ki bu yazıya vesile olan merhum hocamızdır. Hocamızın doğrularını, yanlışlarından çok görerek ve bu yanlışların İslâm aleyhinde olmadığını düşünerek yazacağınız makaleleri yayınlamak, sizin üzerinize bir borç bırakır.

Yok eğer, bize yazdığınız mesajlardaki gibi düşünüyorsanız, neden merhum Kadir Mısıroğlu hakkında yazmak ihtiyacı duydunuz..?

***

Yukarıda; yazdıklarımızı ve Yusuf Bey’in cevaplarını okudunuz… Şimdi, Yusuf Bey’in yazdıklarına tenkitlerimizi ekleyeceğiz.

Biz burada Yusuf Bey’in şahsî düşüncelerini değil, bu ikircikli tavrını tenkit ediyoruz.

Düşüncelerini tenkit etmek haddimiz olmamakla beraber, hakiki hayatlarına, 1440 Ramazan-ı Şerîf’inin ilk gecesi irtihal eden hocamız hakkında, yazdıklarınıza cevap vermeyi, bize yazdıklarınızdan sonra üzerimizde bir borç bildik…

Yusuf Kaplan Bey, bizim yorumumuzu beğenmemiş ve silmemizi teklif etmişti. İsteği kabul edilmeyince, tweeti silip tekrar paylaşma gereği duymuştu. 18:27 itibarıyla gördüm ki, (sebebi Allah u âlem) bunu da sildi ve 47 dk. evvel tekrar paylaştı.(EK-5,6.)[1]

Yusuf Bey’in yazısındaki; “Yine de üslûbuna biraz özen gösterseydi çok etkili olurdu bütün kesimler üzerinde.” cümlesinden dolayı itiraz etme ihtiyacı hâsıl olduğunu izhar etmiştik. Yusuf Kaplan’a verdiğimiz ilk cevap da buna karşılık olmuştu.

Kadir Mısıroğlu daha düne kadar hayattayken, başta, yazdıklarından, sonra söylediklerinden, tavrından, şahsiyetinden asla taviz vermedi.

Şimdi, Yusuf Kaplan Bey’in, hocanın vefatından sonra “Yine de üslubuna biraz özen gösterseydi çok etkili olurdu bütün kesimler üzerinde” şeklinde söz söylemesi ne kadar doğrudur?

Artık vereceği cevaplar, yalnızca Cenâb-ı Hakk’a olacak olan hocamız için yaptığınız tenkitin vakti bu zamanda mı olmalıydı?

Size, sırf bu yüzden “Yazınızı kaldırın!” desek, ne düşünürdünüz?

Kadir Bey, dediği üzre “Bir tek yüzle yaşadı.” Bizler de şahidiz inşâallah… “Yâ, bunu niye böyle söyledin…” gibi yapılan tenkitlere de merhum hocamız çok önceden cevabını vermişti: “Bu insanlar… Sokağa bak, televizyonlara bak. Hep konuşuyorlar, ne konuşuyorlar? Marufu emrediyorlar… Münkerden nehyeden var mı? Şu adam şunu söylüyor yanlış, bu adam İslâm namına bunu söylüyor yanlış. Adını da ver, yerini de göster, benim yaptığım gibi… Korkma!”

Kadir Bey’in, şahsiyetine taalluk eden şu cümleleri, onun hayatından, serencamından izler taşımaktadır.

Merhum hocamız, Türkiye’de ki her kesime hitap etmiştir. İslâm ve Müslümanlar cephesini tahkim ederken, alkışa ve şöhrete alâka göstermemiştir.

Üslubunun yanlış olduğuna işaret ettiğiniz ve “Özen gösterseydi çok etkili olurdu bütün kesimler üzerinde” diyerek, serdettiğiniz sözler, ancak şahsî düşünceniz olabilir. Bu noktada asıl karşılık beklenecek Allah u azimüşşan olmalıdır.

Linkini verdiğim video izlendiğinde, yazdıklarım daha iyi anlaşılacaktır. Buraya kadar sadece, sözü uzatmış olduk…

***

Yazmış olduğum ikinci tweet ve devamında Yusuf Bey’in, muhalled eser “Lozan Zafer mi? Hezimet mi?” kitabından mülhem, bir şeyler yazdığını gördük.

Kadir Bey’in bu eseri, belki de en meşhur ve maruf kitabıdır. Bu eser, bir “tez” ihtiva eder. Bu zamana kadar da çürütülebilmiş değildir. Yusuf Kaplan Bey’in yazdıklarında, Lozan Muahedenamesi’ne tenkitlerde bulunmuş, Türkiye ve milletimize verdiği zarardan bahsetmiştir.

Hocanın, mezkûr ve diğer eserlerindeki esas fikri, “Adım adım İslâm’dan inhiraf” ve bu “inhiraf ve tahrif hareketinin Kemalizm’le, bir ideoloji haline getirilmesi” olduğunu, hak verenlerin ekseriyet teşkil edeceğini tahmin ederek ve en mühimi, haddim olmayarak diyorum ki:

Hocamızın eserleri ortadır

Tüm bunların muvacehesinde Yusuf Bey’e şunu yazdık: “ (Yazısında), sapkın bir ideoloji olarak “Kemalizm” den işaret yok.

Gerçekten de Yusuf Bey, bu yazıyı umumî cümleler, fikirler etrafında yazmıştı. Biz ise “Kemalizm”den işaret yok derken, esaslı bir “Kemalizm” tenkidininin olmadığını söylemek istemiştik. Anlaşılan o ki, kendisine “Kemalizm” tenkidi yapın dediğimizde, verdiği cevaptan “Kemalizm”e küfretmesini söylediğimiz zehabına kapılmış görünmektedir…

Kadir Bey tenkitlerini, M. Kemal ve Kemalizm ideolojisine yapmıştır. Onun dışında kalan şeyleriyse sadece, asıl tenkidine, fikrine malzeme olarak kullanmıştır. Bu tavrını Fethullah Gülen ve Dinler Arası Diyalog’a karşı da aynı şekilde göstermiştir.

Bizim, Yusuf Kaplan Beyefendi’den beklediğimiz, hocanın vefatı sebebiyle yazdığı yazıda, hiç olmazsa Kemalizm’e açıktan bir tenkide yer vermesiydi. Buna binaen de, yazdıklarımızı burada tekrar göstermiş olduk.

Maalesef, anlaşılıyor ki Yusuf Bey, sadece bizim değil, Kadir Bey’inde “Kemalizm”e yaptığı eleştirilerin, küfürden ileri gitmediğini düşünüyormuş.

Şimdi tam burada Yusuf Kaplan’ın yazdıklarını tekrar iktibas etmek isterim:

Siz de yazdığım yazının omurgasını oluşturan Kemalizm eleştirisini ve çapını göremiyorsanız, ne diyeyim ben size! Kemalizm’n bizi tarihten uzaklaştırdığını, zamansızlığa mahkûm ettiğini söylüyorum. Güzel cümleler var yazıda. Kemalizm eleştirisi küfrederek yapılmaz. O zaman Kemalizmi eleştirmiş değil, o dili yeniden üreterek meşrulaştırmış olursunuz. Bu konuda çok yazdım ayrıca.

İkinci olarak Kadir Mısıroğlu düşünür değildi. Düşünür adam “pezevenk” diye başlamaz söze. Cümle kurar, ön açar. Böyle kardeşim

***

Yusuf Bey… Size merhum Üstad Kadir Mısıroğlu’nun YouTube’da kayıtlı, en eski sohbetlerinin ilk sıralarında yer alan bir videoyu arz etmek isterim:

(C004) Cumartesi Sohbetleri, Üstad Kadir Mısıroğlu, 29.10.2011

Merhûm hocamız söze şöyle başlıyor:

İçinizden biriniz, bana deseniz ki… Bana, yani kendimize yapılabilecek en büyük iyilik nedir? Bir sual sorsanız. Bana yapılabilecek en büyük iyilik nedir?

Derim ki: İman sahibi olmaktır.

Ve biz bu kadar yol teptik, geldik… Senden bir şey almak için. Bu hüviyetimi bilerek geldiğiniz için, iman sahibi olduğunuza bu bile bir delildir. Bir münafık, bir Kemalist benim sohbetime koşup gelmez. Bu demektir ki size yapılabilecek, yahut bir insana yapılabilecek iyiliğin en büyüğü, onu iman ile mütehalli hale getirmektir.

Bir insan için nimetlerin en büyüğü Allah’a vahidiyyet esası üzerinden, ehadiyyet esası üzerinden iman etmiş olmaktır.

Son sohbetlerinden:

Üstad Kadir Mısıroğlu ile Cumartesi Sohbetleri (25.11.2017)
Lozan Hakkındaki Gerçekler – 2 (Cumartesi Sohbetleri – 15.10.2016)

Hocamız, mutadı olduğu üzre her sohbetine “Ve ma tevfîkî illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb” âyet-i kerimesiyle başlardı.

Sizin, bana verdiğiniz cevaba meze ettiğiniz “p***enk” sözünün tekzibi, Kadir Mısıroğlu ve davaya konu olduğu için, avukatı ve davanın sonucu itibariyle defalarca izahı yapılmış bir hadiseyken, Hoca’nın M. Âkif’i tenkit ettiği, ancak asla küfretmediği biliniyorken, ilk video linkinde de, merhum hocamızın, yapılacak tenkitlerin hududunun nereye kadar olacağına dair açık beyanı varken…

Size sadece yazık… diyoruz.

Biz üstadı, “Ben Osmanlı tipi bir münevverim. Cumhuriyet tipi bir münevver değilim, zaten onlar münevver değil…” beyanı vechile kabul ettik.

Etrafını tenvir eden bir dâvâ adamı, bir münevver, bir mütefekkir olan üstad, sizin “düşünür” kelimesine hapsettiğiniz mânânın çok ötesindedir.

Sözlerine “p****enk” diye başladığını, cümle kuramadığını, ön açmadığını iddia(!) ettiğiniz hocamız hakkında, neden müsbet bir makale yazma gereği duydunuz?

Bu, içine düştüğünüz tenakuzun sebebi nedir?

***

Bizim şahsî tenkitlerimiz, kitap listesine yönelik olmuştu. Biz kimiz ki sizin listenize olan itimadı sarsalım? Yahud böyle bir şeyi gaye edinelim.

Sorunuza binaen, misal teşkil etmesi için söylüyorum. Mesela, Cahit Zarifoğlu’nun kullandığı lisân bizim tenkitimize uygun düşüyor.

Yusuf Bey’in listesindeki kitapları belki, yüzbinlerce kişi okuyabilir, hatta yüz milyonlarca kişi de okuyabilir. Lâkin bu, sizin listenizin doğruluğunu ortaya koymaya yetmez. Ayrıca biz, yanlış da demedik. Bu listenin meşhurluğu, yüzlerce vakıf ve derneklerde, okuyuculara sunulmaktan gelmektedir. Bunlara da, biz ne diyebiliriz?

Tenkidimiz lisân ve romantizm meselesinedir.

***

Bir sonraki sözüm, “Yine bir vefat sonrası” “kınayıcının kınamasından korkmadan” Kadir Mısıroğlu isminine, yer verilmesi hakkındaydı…

Tarizlerime şu acayip ve bizce bir şuur altı boşalmasını gösteren cevap ile karşılık verildi:

Son olarak… özür dileyerek söylemek zorundayım: Bu çapta bir yazıda yazılmadı / yazılmaz bizim medyamızda Kadir Mısıroğlu hakkında.”

Yusuf Bey, Kadir Mısıroğlu’nun vefatı sonrası Anadolu Ajansı’nda şu başlık kullanıldı:

“Tarihin gerçekliği yoluna adanmış bir ömür”

A Haber ve benzeri birçok kanalda, uzun ve takdire şayan yayınlar yapıldı. TvNet’te, bir zamanlar hocaya bile haber verilmeden bitirilen tarih programına rağmen, takdire şayan yayınlar ve twitter hesaplarından paylaşımlarda bulunuldu.

Can Kemal Özer Bey yakın zamanda, Gerçek Hayat Dergisi’ne genel yayın yönetmeni olmuştu. Bu dergiye, kısa bir zaman zarfında da büyük bir ivme ve başarı kazandırmıştı.

Şimdi Kemal Özer Bey, Gerçek Hayat Dergisi’nin -ki bir Albayrak Medya neşriyatıdır- önümüzdeki hafta başı 13.05.2019 tarihli ve 968. Numara ile neşredilecek olan ve tamamen Üstad Kadir Mısıroğlu’na hasredilecek bir vefa sayısının müjdesini verdi.

Ey Yusuf Kaplan… Hakkı müdafaada, onun müdafilerini müdafaada kemiyet, bizce mühim değildir. Belki biraz üzülür ancak, sonra yolumuza devam edip, keyfiyet yolunda ilerlemeye çalışırız inşâallah…

Biz, İslâm Dünya Görüşü kitabını, zorla listenize sokacak değiliz. Size göre “çapı ve derinliği zayıf bir kitap” imiş. Bunu da, yazdıklarımızı okuyanlara bırakmak isterim.

İslâm Dünya Görüşü’nün temeli, hulâsaten; İslâm’ın, insanın tüm ihtiyaçlarına, sorularına, maddî-manevî, boşluk ve havada hiçbir şey bırakmadan, yaptığımıza, yapmadığımıza, söylemek fırsatı ve yapmak fırsatı varken yaptığımıza ve yapmadığımıza, bu fırsat yokken dahi yaptığımız ve yapmadığımıza, muhakkak bir cevabının olduğunu anlatan, çok kıymetli bir eser olduğu kanaatindeyiz.

Yine burada, eserin takdirini, okuyuculara bırakıyoruz.

***

Son olarak, yazdığım tenkit tweetinde 2018 sonları Bağlarbaşı’ndaki ilk konferansınızdan beri tenkit etmek istediğim hususları ifade etmek isterim.

Buraya bir tenkit daha ekliyorum.

Siz o konferansta, Rasim Özdenören’in, bir kitap fuarında İmam-ı Gazalî Hazretleri’ne ağır ithamlarda bulunduğunu, bir ağabey, bir büyük hukuku olduğu için, bir şey demediğinizi söylemiştiniz.

Sonra bize, İmam-ı Gazalî Hazretleri’nin ehemmiyetinden, büyüklüğünden bahsetmiştiniz.

Şimdi hocam, Rasim Özdenören’in hukuku-hakkı varda, İmam-ı Gazalî’nin yok mu?! Rasim Özdenören kim ki İmam Gazalî’yi tenkit edecek?

O gün, bunları söylemek imkânım olmamıştı… Bir fırsatını bulunca söyleyeceğim diye kendi kendime söz vermiştim. Verdiğim ilk video linkinde, merhum hocamız Üstad Kadir Mısıroğlu, bir hadis-i şerifi zikrediyor:

“Hakkı söylemek mevkiinde olup da susan, dilsiz şeytandır”

Biz hocamızdan, (başta da izhar ettiğimiz gibi), bir tavsiyede bulunacaksak, onun doğru ve yanlışlarının farkında olarak, açıklayarak yapmamız gerektiğini öğrendik. Romantizm tenkidimin içinde olan Rasim Özdenören’in hakkında sizin de söylediklerinizi burada naklettim.

Bizim tavsiye, ölçümüz budur.

Herkesin, gerçekten ne düşünüyorsa, açıkça yazmasını isteyen, Müslümanların düşünce dünyasına seslenen biri olarak, sizin dahi böyle bir tavrınızı görmemiz üzerine, bu reddiyeyi yazmak gereğini hissettik.

Biz “herkese” sesleniyor ancak, duruşumuzu merhum hocamızdan yana, onun gibi düşünerek ortaya koyuyoruz.

Ne kadar çok kişinin hak vereceğini mühimsemiyoruz. Şu ana değin, doğru olduğumuz kanaatindeyiz.

Yapılacak her tenkidi okuyup, müsbet olarak gördüklerimizi, büyüklerimizin nasihatlerini, muhakkak dikkate alacağımızı da şimdiden söylemek isteriz.

Vesselâm…


İbrahim KUŞ / İstanbul – 10.05.2019
Tarih ve Şuur


Dipnot:
[1] Bizim yazıyı tashih ettiğimiz sıralarda, Yusuf Kaplan, aynı tweetini 2 kere deha silip paylaştı. Neden yaptığını bilmiyoruz ama bu paylaşımla 5 etti.

3 thoughts on “Yusuf Kaplan’a Sitem – İbrahim KUŞ

  1. Hucurat suresinde Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor; Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.

    Bu ne alçakça bir metod. Adamın hususi mesajlarını ifşa etmek! Hakikaten talebesiysen Kadir Mısıroğlu’nun kemikleri sızladı.

  2. Öncelikle yazdığın metni sonuna kadar okudum. Kısmen beğendim. Kısmen de neden böyle düşünmüş ki dedim ? Yusuf bey yazısında Kemalizmi tenkid etme zorunluluğu yoktu. ister eder ister etmezdi. neden bil-iltizam yazmak zorundaymış gibi düşündünüz anlamadım. Ama bunda da bir hayır varmış ki, Yusuf beyin de bu konudaki düşüncelerini öğrenmiş olduk. Yusuf beyin diline gelecek olursakta bir kaç sene önce bende bir tweetini olumsuz eleştirdiğimde bana özel mesaj gönderip “kaldır o tweeti vs.” gibisinden yazmıştı. Açıkçası kendi tarafından insanların bile olumsuz eleştirisine tahammül edemeyen bir zat-ı muhterem, kemalizmi eleştirip de bir de kemalistlerin hakaretlerine maruz kalsa intihara kalkışırdı herhalde. Kadir bey gibi olmak zordur. İkiside İslam için çalışıyor. Selametle.

  3. Bunca yazmışsınız, düşünmüşsünüz. Farklı insanlar, farklı bakış açıları… Ortada hakaret yok, yergi yok. İftira yok,yalan yok. Bence ile başlayan cümleler var. Bu kadar uğraştığınız din kardeşiniz. Küffara harcansaydı bu enerjiniz, hem dünya hem ahiretiniz belki mağrur olurdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir