Üç Tekbir – Arif Nihat ASYA

Menkıbe, Fâtih’in, Ayasofya’da Cuma namazını kıldırırken farz için üç iftitah tekbiri aldığını, cemaatin de -tekrara mana verememekle beraber- onun gibi yaptığını söylüyor… Ve namaz sonunda bunun sebebini soranlara, büyük hakanın «Kâbe’yi ancak, üçüncü tekbirde görebildim.» cevabını verdiğini ilâve ediyor.

Bu menkıbe, bize, inancının nirengisine yöneldiği zaman Fâtih’in görme gücü önünde duvarların şeffaflaş tığını, mesafelerin yol olduğunu, uzakların yaklaştığını anlatıyor.

Bu menkıbe, bize, daha genç yaşında, serdar, şair idareci, âlim, mucit hükümdarın göğsünde ne derin bir iman taşıdığını gösteriyor.

Bu menkıbe, bütün müminlere, gerçek namazın, Kıble’ye yönelince, Kâbeyi görebilenlerin namazı olduğunu -en güzel örneğiyle- öğretmek istiyor.

Bu menkıbe, asırlarca kiliselik etmiş olan Ayasofya’nın tevhîd dinine teslim olmazdan önce, kendi üçüzlü tanrı anlayışına uygun son direnmelerini dile getiriyor.

Bu menkıbede bir gelinin, duvağını açmak için âşığından ısrar bekleyen nazmın da hikâyesi var.

Fethin 511 inci yıldönümündeyiz ve gün Cuma’dır.

Fâtih, «her yıldönümüne nasip olmayan böyle güzel tesadüf hürmetine Cuma namazını Ayasofya’mda kılmak isterim… Beni oraya götürün!» dese ne cevap vereceğiz?

Gerçeği söylemekten, yerin dibine girmek bin kat iyidir.

Bugün Fâtih, Ayasofya Camisini arasa bulabilir mi; bulsa mihrabından Kâbe’yi görebilir mi; Kâbe’yi görebilmesi için kaç iftitah tekbiri alması lâzım gelir?

Osmanlı Hanedanı’nın İkinci Sultan Mehmed’i de, onun büyük milleti de İslâm mabedi haline gelen tarihi kilisenin adını değiştirmeye lüzum görmeyecek kadar hoşgörü sahibiydi.

Ulu hakanın, Ayasofya’nın bazı İstanbul kuyumcuları tarafından, bir altın tepside kabartma olarak, prenses Sofiya’ya düğün hediyesi diye gönderildiğini duysa aynı hoşgörüyü gösterebilir mi?

Şimdi -bütün facialara rağmen- Lefkoşe ve çevresi Müslümanları, Cuma için, kol kol, Kıbrıs’ın Ayasofya’sına akın etmektedirler.

Bu iki defa mübarek günde hünkârımız, kendisini Cuma namazı için, Fetih sembolü İstanbul Ayasofya’sına götüremeyen bizi torunluğa kabul edebilir mi?

29 Mayıs 1964 Cuma
Kaynak: Onlar Bu Dilden Anlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir