Türk işadamlarının hedefi, ABD’de üretim

B: Transparency International

Türk iş dünyası Trump’la inatlaşmak yerine, ABD pazarında kendine yer edinmeye hazırlanıyor.

Son yıllarda küresel ekonominin en önemli gündemi ticaret savaşları. Zira ABD Başkanı Donald Trump, ABD’yi ithalatçı ülke konumundan çıkarmak için gümrük duvarlarını sürekli yükselterek ülke içi üretimi desteklemeyi sürdürüyor. Uygulanan stratejinin ABD ekonomisi için iyi mi yoksa kötü mü olacağını zaman gösterecek.

Ancak bugün için Trump’ın stratejisinin dünyanın geri kalanı için çok da iyi olduğu söylenemez; özellikle de ABD’ye mal satan ülkeler acısından. Türkiye de bu ülkelerden biri. ABD her ne kadar Türkiye ile ticaretinde fazla veriyor olsa da başta Çin olmak üzere ticaret açığı olan ülkelere uyguladığı pek çok yaptırım Türkiye için de geçerli. Şurası acık ki gümrük duvarları bir süre daha Türk iş insanlarının önünde engel teşkil edecek. Hâlihazırda zaten çok fazla ihracat yapılamayan ABD pazarı, bu şekilde giderek daralabilir. Ya da bu zor durumdan Türk iş dünyası köklü bir çözümle çıkabilir.

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) işte bu çözümün peşinde. Bugüne kadar sadece satıcı olarak girilmeye çalışılan ABD pazarı için Türk iş insanlarının ülkede üretici olmasının önünü açacak bir proje üzerinde çalışılıyor.

B Türk işamlarının ABD’de hedeflediği eyaletler

TABA-AmCham Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ali Bayramoğlu, “Sadece buradan oraya mal satmaya çalışırsak bunu yapamayız. Yerinde üretim yapmadan, markalaşmadan pazarda var olamayız. Türkiye’nin 500 milyar dolara yaklaşan bir dış borç ödemesi var. Bunun 150 milyar doları kamuya, 350 milyar doları özel sektöre ait. Bu giderek büyüyor. Daha iyi bir üretim modeli bulamadığımız sürece bu borcu ödeyemeyiz. Var olan finansman imkânlarını daha iyi değerlendirmemiz lazım. Çakıl taşı gibi tek tek gidersek zor olur. Ama toplu gidersek bir kaya olur. Trump her gün gümrük duvarlarını yükseltiyor. Diyor ki ‘Bana mal satmak istiyorsanız burada üretim yapın.’ Artık hiçbir ülke ihracat pazarı olmak istemiyor.

Peki, ABD pazarı neden bu kadar önemli? 80 trilyon dolarlık dünya ekonomisinde ABD’nin payı yüzde 25 ile çok büyük bir kısmını oluşturuyor. Diğer yandan Amerika kıtasının payı yüzde 34.  ABD’nin dış ticaret toplamı 4 trilyon dolar. Türkiye’nin ABD ile olan dış ticaret toplamı ise 20 milyar dolar. Yani ABD’nin dış ticaret hacminin sadece yüzde 0,5’lik kısmını Türkiye oluşturuyor. Ali Bayramoğlu, “Biz ABD pazarında ne yazık ki yokuz. En büyük ekonominin binde 5’indeyiz. Eğer bunu yüzde 1’e yükseltebilirsek 20 milyar dolara çıkmış oluruz. Ama bunu buradan mal satmaya çalışarak yapamazsınız. Orada üretmek gerekiyor. Made in USA ürünleri tüm pazarlara satarsınız, yetmediği yerde Türkiye’den de urun satarsınız” diyor.

Türk ekonomisinin profiline göre ABD’de üretim yapacak firmalar da şekillenecek. Demir-çelik üreticileri, mobilya, konfeksiyona bağlı olmayan tekstil ve tabii ki inşaat. Zira ABD yönetimi bir hayli eski olan altyapıyı yenileme konusunda adımlar atmaya başladı. Ülkedeki bu renovasyon çalışmalarının yaklaşık 1,5 trilyon doları bulması bekleniyor. Bu noktada Türk inşaat sektörü için önemli fırsatlar doğabilir.

Proje kapsamında ABD’de bir Organize Sanayi Bölgesi (OSB) oluşturulacak ve Türkiye’den giden 500 firma burada üretim yapacak. OSB içinde uzmanlaşmış bölgeler yer alacak. Konaklama, alışveriş alanlarının da yer alacağı bu OSB’lerde ayrıca bir lojistik merkezi de olacak. Merkezde kara, demir ve deniz yolu altyapılarının yanı sıra bir de daimi fuar alanı yer alacak. Bu alanda OSB’yi ziyaret eden insanlara 365 gün bu bölgede üretim yapan firmaların ürünleri tanıtılacak. Bir ürün almak için gelen diğer ürünleri de görecek. OSB içinde üretim yapma imkânı olmayan, ama Türkiye’de rüştünü ispat etmiş üreticilerin de ürünleri bu alanda sergilenebilecek. Ayrıca e-ticaret için bir de depolama alanı olacak.

B: CNN Money

Niyet iyi olsa da Türkiye’den pek çok firmayı ABD’de üretim yapmaya ikna etmek elbette kolay olmayacak. Üstelik bu işin bir de finansal tarafı var. Firmalar mali acıdan çok güçlü olmadıkları böyle bir dönemde yeni bir yatırım için adım atmakta olacaklar. Ali Bayramoğlu , “İlk etapta firmalardan hiçbir kaynak istemiyoruz. Türkiye’de bankaya gidip kredi istesek. Önce 10 milyon için 40 milyonluk teminat isteyecek. TL kullanırsak yüzde 30, dolar kredisi kullanırsak yüzde 12. Peki kaç yıl vadeli? 6 ay ila 1 yıl. Biz bu surede projenin binasını dikemeyiz. Biz finansman işini yereldeki kurumlarla çözeceğiz. ABD’de yatırımcı kuruluşlarla ilk uç yılı ödemesiz 20 yıl vadeli yıllık faizi yüzde 1,5 olan kredi için pazarlık yapıyoruz.” Yatırım yapmayı planlayan firmalardan sadece yatırım için planlanan miktarın 10 da 1’i kadar bankadan referans mektubu isteniyor. Proje için şu an için Teksas, Mississippi, Alabama, Georgia, Louisiana ve Florida eyaletleriyle görüşülüyor. Yapılan pazarlıklar sonucunda bu eyaletlerden birine karar verilecek. Bu noktada en fazla imkânı veren eyaletle anlaşılacak. “Baştan peşin peşin konuşuyoruz. Bize vize konusunda sıkıntı çıkarmayın. Çalışacak olan kişilere oturma izni, aileleri için eğitim kurumları istiyoruz” diyor.

TABA-AmCham bu yılın sonuna kadar ilk 500 yatırımcıyı netleştirmiş olmayı, önümüzdeki sene içinse fizibilite çalışmalarını başlatmayı planlıyor. Bir sonraki sene temel atılacak. 2023’te ise ilk üretim tesisinin faaliyete geçmesi amaçlanıyor.

Peki kimler bu surece dahil olabilir? Ali Bayramoğlu, “Yeni yatırım konusunda kararlı, yeni pazarlara açılmak isteyen, sektöründe know-how sahibi olan firmalar. Burada en önemli kriter sektöründe knowhow sahibi olmak. Ben tekstil konusunda çok iyiyim ama inşaat için ABD ye gitmek istiyorum. Bu olmaz. Uzmanlığınız neyse o alanda geleceksiniz” diyor.

Aslına bakılırsa bu bir pilot proje. Her ne kadar Türk Amerikan İş Adamları Derneği tarafından hayata geçirilse de projenin burada başarılı olması durumunda, Türkiye’nin güçlü olmadığı Çin, Japonya, Almanya gibi diğer büyük pazarlarda da uygulamaya konulacak.

Hülâsa: TABA-AmCham, ABD’ye sadece ürün satmayı değil orada üretim yapmayı hedefleyen bir strateji geliştiriyor.


Sinan Koparan
Bloomberg Businessweek (Haziran 2019)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir