Milletin dirliği nasıl bozulur? – Naima Efendi

Malûm ola ki, ümem-i vahşiye (vahşi milletler) diğerleri üzerine galip olur. Bunlar rahata düşkün olmadıklarından tabiatları şiddetlidir. Fakat bunlar da zenginleşerek rahata alışmaya başladıkları vakit vahşetleri zâil olduğu nispette cesaret ve şecaatleri de azalır. Nitekim hayvanlarda da böyledir. İnsanların terbiyesine giren atlar,rahat ahırlarda muayyen gıdalarla beslenmeye başlayınca kibarlaşırlar ve uzun bir yere gitseler, üzerindeki süvarisi indikten sonra gezdirilmeden hemen bağlansa belki ölürler. Tatar ve Arap atları böyle olmayıp sıcağa, ve soğuğa tahammüllüdürler.

Bunun gibi bir devlet de genişlemeye başlayınca ziynet ve refaha meyil artar. Nimet ve servet fazlalaşınca mesken ve elbisede ihtişam ve yaşayışta zevk ve safa başlar.Bunların evlâtları da naz içinde büyüdükleri için,babalarından ziyade zevk ve sefahate dalar, zarurî işleri görmez olurlar. Bu suretle giderek harp silâhları ve fennî âletler yapmakta ihmale başlarlar ve “düşmanla çarpışmaya ve memleketi muhafazaya askerler memur” diyerek kendi şehirlerinde, kalelerinde rahat içinde yaşayıp gurbete çıkmadan, cefâ çekmeden kazanç ile meşgul olur ve böylece devlet sayesinde refaha kavuşurlar.

Bu kabil aklı hafif ve kalbi zayıf olanlar, kadınlar gibi rahata düşkün olurlar ve devleti idare edenleri tenkide başlarlar ve “şöyle yapmak gerek idi, böyle olmak lâzımdı”şeklinde ukalalık ederler, devlet adamlarının yaptıklarını beğenmezler ve böylece, huzur ve rahatlarının kadir ve kıymetini bilmezler, ve sâyesinde rahatça yaşadıkları devletin kıymetini anlamazlar.

1735 – 1736
Mustafa Naîmâ Efendi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir