“Lüzumsuz Harp” – Winston S. Churchill

Foto: Rusya'daki Alman Birlikleri, 1941

Ed. Girizgâh: Bu makalenin içeriği, Churchill’in II. Cihan Harbi Hatıraları için kaleme aldığı takdimden iktibas edilmiştir. Takdim tarihi 1948 olup, tercümesi Ahmet Emin Yalman tarafından yapılmıştır. Bundan gaye, hatıratın tertibi hakkında bilgi edinmektir.

İkinci Cihan Harbi’nin en münasip adı: Lüzumsuz Harp

İnsanlık, yeni bir otuz yıl harbi geçirmiştir. Bunun ilk safhasına ait olarak üç eser yazdım: Cihan Buhranı, Şark Cephesi ve Harp Sonrası…

Şimdi yazmaya başladığım hâtıralar; bu eski üç eserle birleşince, otuz yıl harbinin tam bir hikâyesi meydana çıkmış olacaktır.

Bu hikâyeyi size anlatırken daha evvelki üç eserde olduğu gibi, Dufoe’nun (Bir Şövalyenin Hatıraları) adlı eserinde takip ettiği usule uydum. Muharrir, bu eserde, mühim askerî ve siyasî hadiselerden ve münakaşalardan bahsediyor. Fakat bunları toplu bir halde tasvir edecek yerde, bir tek ferdin başından gelip geçen maceralar şeklinde anlatıyor. Ben de onun gibi yapacağım.

Dünyada yaşayan insanlar arasında; her iki cihan harbinde kabine azası sıfat ile mühim bir icraî mevki işgal etmiş olan tek adam; zannederim ki, benim. Yalnız ilk harpte, mesuliyetti olmakla beraber, ikinci derecede bir mevkiim vardı. Son harpte ise Almanya’ya karşı yapılan mücadele esnasında beş sene müddet, İngiltere hükümetinin başında bulundum. Bu itibarla hâdiselerden; ilk eserlerimde mümkün olabildiğinden daha fazla bir salâhiyetle bahsediyorum ve ortalığa başka bir zaviyeden bakabiliyorum.

Son harp esnasındaki resmî vazifelerimi; kâtiplerime muhtıralar, emirler, şahsî telgraflar ve zabıtlar dikte etmek suretiyle gördüm. Bu yazıların yekûnu bir milyon kelime tutar. Harbin en ağır mesuliyet yükünü ve Britanya İmparatorluğu’nun siyasetini, sevk ve idare vazifesini sırtında taşıyan adamın, fiilen hâdiseler karşısında bulunduğu sıradaki görüşünü, bunların yardımıyla dakikası dakikasına tespit etmek mümkündür. Acaba şimdiye kadar başka bir harp hakkında böyle bir kayıt tutulmuş mudur? Hiç zannetmem…

Hâdiselerden tarih diye bahsetmiyorum. Tarihi yazmak gelecek nesle ait bir vazifedir. Yalnız şunu ümit edebilirim ki, hatıralarım, tarihe bir kaynak vazifesini görecek ve harbin tarihi yazılırken işe yarayacaktır.

Harplerle alâkalı olarak otuz yılı dolduran hareketlerim ve iddialarım; ömrümün başlıca emek ve ifadelerini teşkil ediyor. Bütün vazife hayatım hakkında bunların ianesiyle hüküm giymeği hoşnutlukla karşılarım.

Tenkid hakkında bir prensibim var: Bir hadise olmazdan evvel, onun hakkında apaçık ve resmen ikazda bulunmuşsam o hadise olup bittikten sonra tenkitlerimi ileri sürmekten çekinmiyorum. Fakat iptidadan bir şey dememişsem, iş olup bittikten sonra tenkitlere girişmiyorum.

Sevdiğim ve saydığım nice adamlarla fikir ihtilâfı halinde bulundum. Bunları, hatıralarımda kayda mecbur olduğumdan dolayı elem duyuyorum. Fakat mâziden alınan dersleri istikbalin önüne koymayı ihmal etmem caiz olamazdı. Hatıralarımda ismi geçen şerefli ve iyi niyetli kimseler hakkında yazdıklarımı okuduğunuz zaman, kendi kalbinizi daima yoklayınız, resmî vazifelerde bulunmuş bir kimse iseniz, karşınıza çıkan türlü türlü zorlukları hatırlayınız ve mazinin derslerini, istikbaldeki hareket tarzınıza tatbik etmeyi de iş edininiz.

Her yazdığımın tasvip edilmesini veya hoşa gitmesini beklemiyorum. Ben kendi kanaatime göre hâdiseler hakkında şahitlikte bulunmakla iktifa ediyorum. Anlattıklarımı tahkikten geçirmek için çok gayret sarf ettim. Fakat her gün yeni yeni vesikalar bulunuyor ve yeni yeni ifşaat yapılıyor. Bunlar; benim vardığım neticelere aykırı bir görüş yaratabilir. Yapabildiğim şey; her şeyin meçhul ve karanlık göründüğü dakikalarda vardığım hükümleri, bu satırların yazıldığı dakikaya kadar neşredilen vesikaların süzgecinden geçirmekten ibarettir.

Bir gün Başkan Roosevelt(Ruzvelt) bana dedi ki:

—           İçinde bulunduğumuz harbe ne gibi bir ad takmalı? Bunu alenî olarak herkesten sormak ve cevap istemek fikrindeyim.

Derhal şu cevabı verdim:

—           En münasip ad: “Lüzumsuz Harp” dir.

Tarihte hiçbir harp yoktur ki önüne geçilmesi İkinci Cihan Harbi’nde olduğu kadar kolay olsun. Hâlbuki bu lüzumsuz harp, birinci harbin yıkamadığı nice medeniyet eserlerini ve kıymetlerini yok etmiştir.

İşin facialı tarafı şudur: Yüzlerce milyon insan, musibetlere katlandı, fedakârlıklar etti. Neticede hak tarafı zafer kazandı. Ona rağmen, sulha ve emniyete kavuşamadık. Hatta İkinci Cihan Harbi’nden evvel maruz bulunduğumuz felâketlerin daha ağırlarına maruzuz.

Ciddî surette ümit ederim ki, yeni nesil maziyi iyice eşelesin, eski acı tecrübeler, yeni gidişlere rehber olsun, eski yılların hataları yeni insanlar tarafından tamir edilsin ve istikbalin kapalı kitabına, bundan sonra ancak, insanlığın ihtiyaçlarına uygun ve şanlarına lâyık gelişmeler kaydolunsun.


Winston Leonard Spencer-Churchill/Chartwell, Mart 1948
Kaynak: Çörçil Anlatıyor – HARPTEN HARBE 1919-1939(İkinci Cihan Harbi’nin Hikâyesi) terc. Ahmet Emin Yalman, C:1, Vatan Neşriyatı, 1948, İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir