Kulluk!.. En büyük şeref – Mustafa YAZGAN

Bize “Pâdişâhçı” derler. Bizi ithâm etmek isterken, en büyük şerefe lâyık görürler. Bizi yok etmek isterken, ebediyetimize ferman çıkarırlar. Bizi zelîl edeceklerini zannederken, izzetin en yükseğine eriştirirler. Bizi hor ve hakîr görürken, kendileri hor ve hakîr olur. Bize zulmettiklerini vehmederken, kendi nefislerine zulmederler. Onlar, bir sabun köpüğünün kaypak zemininde bize kafa tutarken bizim “Arşullah” a doğru genişleyen gönlümüzün çapını unuturlar.

Evet! Biz “Pâdişâhçı”yız! Gönlümüze bir Sultan hükmeder. Gönlümüzde bir Sultan taht kurmuştur. Onun tahtı, zümrütlerle altınlarla, incilerle, fildişleriyle işlenmiş dünya sultanlarının tahtını yanık bir köz gibi söndüren “Arşullah”tır. O, murassâ tahtını fakir insanlara seyrettirip azamet satan mağfûr, âciz, biçâre dünya sultanları gibi zaaflardan münezzeh olarak, her mü’min’in gönlünde, dünyaları satın alacak bir hazine gibi mevcûddur.

Evet! Biz “Pâdişâhçı”yız!
Biz kuluz. Kulluk şerefini bu ezel ve ebed Sultanı’nın huzurunda kazandık. Alnımız secdelerle aydınlıktır… Bu ışıl, kulluğumuzun isbâtıdır. Biz, kurtuluşu kulluk’ta bulduk. Biz en büyük şerefe “Padişahçı” olarak erdik.

Bizim sultanımız, yeryüzünün beş-altı kıt’ası üstünde beş altı bin sultanlık kuran cücelerin zulüm devletlerinin üstündedir. Bizim “Pâdişâhçı” yerlerin, göklerin, güneşlerin, yıldızların, samanyolları ve galaksilerin, ışık senelerinin erişemediği bir mülkün hadsiz, hudûdsuz, zamansız, mekânsız hâkim-i mutlakıdır. O emreder, emri o an gerçekleşir. O’nun irâdesi milletlerin, müesseselerin, teşkîlâtların çok üstünde hüküm fermâdır. Denizler, nehirler, yaylalar, ovalar, dağlar, ormanlar, nebâtlar, hayvanlar O’nun emrinde O’nun mahlûkudur. Öylesine ince bir nizâm içinde her şey, aldığı emrin icabını yapar ki, bir zerre bu intizâmın dışına taşamaz.

Birleşmiş Milletler karar alıyormuş. Dünya’da umûmî harb tehlikesi varmış. Filân ülkede devlet “Allah’ın irâdesini, şeriâtını, hükmünü, hâkimiyetini” reddediyormuş. Falan ülkenin ay yolculuğuna çıkan astronotu “Fezâda Allah’ı görememiş” Teknoloji insanların üstünde bir “Put” gibi hâkimiyet kurmuş. İnsanlar rüşvet, kumar, eroin, seks ve cinayet çirkefinde battıkça batıyorlarmış. İnsanlık, panik içinde imiş. İnsanlık cinnet krizleri geçiriyormuş. İnsanlık azmış. İnsanlık sapmış.

Benim “Pâdişâhım”ın bu sefîl, bu basit, bu âciz, bu rezîl tablolarla nisbet edilmesi mümkün değildir. Her şey O’nun yed-i kudretinde bir “Ol” pınarından fışkırdı ve “Ölüm” denizinde her şey son bulacak. Ebedî mülk O’nun, ebedî vâris O’dur. Her şey bir imtihân sahnesinde sergileniyor. İpleri kuklacının parmaklarına bağlı kuklalar, sahnede isyan oyunu oynasalar ne çıkar? Benim Sultanımın mutlak iyilik, güzellik ve doğruluk sarayından mahlûkâtı temâşâ ve imtihân ediyor. O’nun rahmeti, merhameti, afvı, sabrı, gazabından, kahredici kudretinden, öldürücü, intikam alıcı irâdesinden fazla geldiği için varız. Yoksa, Dünya’nın bu yüz kızartıcı hâli, insanların bu rezîl manzarası ile O’nun huzuruna ve nimetlerine lâyık olduğumuzu iddia edemeyiz.

Allah’ın kanûnu (Şeriat) na sırtını dönmüş beşerî ve nefsânî otorite mânâsında bir “Pâdişâhçılık” bizim rûh ve mânâ dünyamıza taban tabana zıttır. Ama ya her hükmünü Allah korkusu ile ve mutlaka büyük âlimlerden kurulu ilim meclislerinin verdiği fetvalara istinâd ettirerek veren ve Allah’ın adaletini yeryüzüne Kur’an ile yaymak isteyen bir “Sultan” bahis mevzû ise? Hem bu kadar mefhum taassubuna düşmek neden? Allah’ın irâdesi ve kanûnuna (Şeriata) düşman bir zümrenin perde arkasından kuvvet yoluyla başa geçirdiği ve tamamen beşerî ve nefsânî bir sulta’dan başka bir şey olmayan bazı idâreler, adlarını Cumhuriyet’e çıkarsalar ne kazanırlar? Kezâ her kafadan bir ses çıkarmayan, fakat âdil bir idârenin bütün şartlarını yerine getiren bir sistem’de hiyerarşik kademelerin zirvesindeki kişiye ister “Pâdişâh” ister “Sultan” ister (Başkan) ister “Emir” ister “İmam” deyiniz bir şey kaybetmezsiniz.

9 Nisan 1976
Mustafa Yazgan
Kaynak: Mukaddes Dava

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir