Hikâye-i Hal III – Kadir MISIROĞLU

Foto: Üstad Kadir Mısıroğlu, Üsküdar Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'ndaki çalışma odasında.

Akıyorken bağrımdan, sıcacık taze kanlar,
Onu gonca gül sandı, dost sandığım nâdanlar!..

Şâyed küçük bir diken batsa kendi eline,
Feryadı arşa çıkar, ağlatırdı hâline…

Gerçi insan hakkında “Velekad Kerremnâ[1] var,
Fakat isâbet şansı, niyet çeken kuş kadar!..

Düşündüm… “Belhüm Adal…”[2] ile de mâlül insan,
Başka veçhe arz eder, her ne yönden bakarsan!..

Sadece insan mı ki, her mefhum bir kördüğüm,
Kıl kadar farkla belki, her ne varsa gördüğüm,

Bir hayâl!.. bir hakîkat!.. yanıp sönen bir ışık!..
Âlem bir ayna sanki!.. içi karmakarışık!..

Her şey iki veçheli hem delil hem bir perde,
Derken hikmet-i vücûd aşk, derman oldu derde!..

Sevgiyle yöneldiğim her şey putlaştı önce,
Asla geri dönmedim, ben bu hâli görünce,

Devam edip yürüdüm… yürüdüm hayli zaman,
Puthâne oldu gönlüm… velâkin geldi bir an

Ki, “Rakıyb” ismi Rabbin, silkeledi dünyamı,
Bilemedim gerçek mi, yâhud bu bir rüya mı?!.

Tezatlar zâil oldu, bitti galat-ı rûyet…
Vahdet sırrı ufkumda şimşek çaktı nihâyet!..

Deniz gibi kabaran âlemim sükûn buldu…
Tekmil enfüs ve âfâk bir noktada cem oldu!..

Hapsolmaktan kurtuldum beden denilen leşe…
Yakmak münhasır değil bildiğimiz ateşe!..

Aşkla cem oluverir ruhta sefâ ve ezâ,
Ve böylece açılır, insana sonsuz fezâ!..

Demekki “Tek Yol Aşkmış” aşkta yanıp kül olmak…
Sâdece ve sâdece yaradana kul olmak…

İşte benim hikâyem burada noktalandı,
Dik kafam, katı kalbim sonunda aşka kandı!..


Kadir MISIROĞLU / Londra 1985
Kaynak: Kadir Mısıroğlu, Cemre, Sebil Yayınevi, 2007, İstanbul


Dipnot:
[1] “Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ.” İsra Suresi 70. ayet
Meâli: Şanım hakkı için biz benî âdemi tekrîm ettik karada ve denizde binidlere yükledik ve hoş hoş ni´metlerden besledik, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik.

[2] “Em tahsebu enne ekserehum yesmeûne ev ya’kılûn, in hum illâ kel en’âmi bel hum edallu sebîlâ.” Furkan Suresi,  44. Ayet.
Meâli: Yoksa onların ekserîsini işitirler veya akıl ederler mi zannediyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hattâ gidişçe daha sapkındırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir