Çin’e seyahat, ‘En büyük, en ileri’

En büyük, en ileri

Çin tam bir arı kovanı. Taklit ve kalitesiz ‘Made in China’ günlerini geride bırakıp yaratıcılık ve çalışkanlığıyla dünya lideri olmaya aday olan ülke, bir taraftan da çeşitli etnik kökenden gelen halklarını bir arada tutmak için kültürel zenginliğine ve tarihine yatırım yapıyor.

Gözüm, kompartımandaki dijital hız göstergesinde. Bir saat önce Pekin’den Xian’a (Şiyen) gitmek üzere bindiğim trenin hızı saatte 306 kilometreye ulaştı. 12 günlük Çin gezisi boyunca etrafımı saracak olan kalabalıkları bir süreliğine de olsa geride bırakıp uçak konforundaki koltuğuma gömülüyorum. 1.100 km boyunca hiç değişmeyecek manzaraya dalıyorum; yakında, uzakta, akıp giden binlerce 30-40 katlı toplu konut binası, fabrikalar, birkaç katlı binalar. Hiç boş alan bırakmadan tekrar tekrar aynı görüntüler.

Geldiğim gün, yerli rehberin bahsettiği bir konunun, bu geziden aklımda kalacak en önemli mesaj olacağını bu tren yolculuğu sırasında anlamaya başladım. Pekin’de indiğim havaalanının yenisinin yapılacağından bahsetti. Çin ikonografisinde imparatorun yetkisini simgeleyen ejderha figürünün tamamlayıcısı olan dişi Anka kuşu şek­lindeki havaalanının dünyanın en büyüğü olacağını söyledi. Sonra da gururla ‘Çin’de her şeyin en büyüğünü, en ilerisini, en çoğunu görmeye alışacaksınız’ dedi.

Gerçekten buraya geliş ne­denim, belki de son yıllarda kapılarını dışarıya açma ko­nusunda daha istekli olan bu dünya devini görmek.

4 bin yıldır aynı coğrafyada ya­şayan Çinliler ve Çin’in her zaman kuvvetli ve bir o kadar da kapalı, gizemli bir yönü olmuştur. ‘Son İmparator’ filminde Çin’in son impara­toru Pu Yi’nin tahta geçtiği sahnede Yasak Kent’i görüp de hiç olmazsa adından dolayı merak etmeyen kimse yok­tur. Ya da İpek Yolu’nu duyup da batıyı yollara düşüren zen­ginliklerin nereden geldiğine dair hayaller kurmayan.

Çin denince ilk aklıma gelen Çin Şeddi, Seramik Askerler ve Yasak Kent; hayal ettiğimin ötesinde bir büyüklüğe ve ih­tişama sahip eserler olarak karşıma çıktı. Gayet iyi çalış­mış olmama rağmen, Seramik Askerlerle ilgili yazılan her bilginin yetersiz olduğunu ve herhangi bir fotoğrafın 1 Nu­maralı Çukur’a girince göre­ceklerime beni hazırlamadı­ğını fark ettim. Yasak Kent’in ve Tiananmen Meydanı’nın sembolik önemde ve yönetim için ne kadar hassas yerler olduklarını meydanı dolduran sayısız polisi ve yüz tanıma özellikli güvenlik kameraları­nı görünce idrak ettim. 650 metre uzunluğundaki Şangay Kulesi’ne karşıdan bakan, üzerinde artık Çin bayrakları sallanan kolonyal binaların ne kadar hareketli bir tarihe işaret ettiğini yerinde öğ­rendim. Suzhou (Suçoğ) ve Tongli’de doğa ve su ile ya­ratılmış feng shui dersi gibi bahçeler gezdim.

Ama sanırım en hazır olma­dığım konu, Çin’in bu tarihi yerlerinin ülkenin geçmişiyle ilgili yarattığı duygularla gündelik yaşamda karşıma çıkan görüntülerin ülkenin bugünü ile ilgili bıraktığı izler arasındaki uçurum hissi oldu.

Pekin, Xian ve Şangay başta olmak üzere gezdiğim her yerde inanılmaz bir hareketlilik var. Bu, nüfusun çokluğundan olduğu kadar sınırsız üretim ve yatırımdan da kaynaklanıyor. Her yerde altyapı çalışmaları devam ediyor, sayısız vinç, kat kat oto yollar, göz alabildiğine uzanan toplu konut inşaatları Çin’in büyümeye ve zenginleşmeye son hızla devam ettiğine işaret ediyor. Çin’in 68 ülkeyi içine alan ‘Kuşak ve Yol Projesi’ de modern zaman İpek Yolu olarak kurgulanmış. Proje, Asya, Avrupa ve Afrika’yı deniz ve kara yolları ile bağlamak; altyapı yatırımları, ticari, finansal iş birlikleriyle halkları da bir araya getirmek amacı güdüyor. Diğer yandan zaten Çin, dünya ile çok yoğun bağlantı içinde. Aklınıza gelen bütün batılı ünlü markaların dev mağazaları ana caddeleri süslüyor. En lüks araba markaları, Çin yapımı taklit markaları ile beraber yolları dolduruyor. Merkezi yerler Starbucks’a teslim olmuş gibi görünse de yabancı markaların Çin pazarına girmesini zorlaştırmak için koyulan vergilerle büyük boy kahve 40 TL’ye içiliyor.

Şangay’da ortalama maaş 9.500 TL civarında ve asgari ücret ise 2.200 TL. Yeni model iPhone’un fiyatı ise yaklaşık 5000 TL. Herkesin elinde bir akıllı telefon. Sonradan bu durumun nedenini öğreniyorum. Bizim alışık olduğumuz Instagram, Tvvitter, hatta Google’a ulaşım yasakken Çin’de bütün ihtiyaçlar için wechat var. Günlük aktif kullanıcı sayısı 902 milyon. Haberleşmenin ötesinde ödeme gerektiren bütün işlemler programa entegre bir para kartı üzerinden yapıyorlar. Entegre QR kod okuyucusu ile ödeme yapmanın ötesinde bütün tarihi binalar ve müzelerde bilgi edinmek, doktor randevusu almak, yıllık izin günlerini takip etmek de dahil her ihtiyacı karşılamak mümkün.

Zenginleşen halkın talepleri de artmış. Ülkelerinin değerlerini ve zenginliklerini görmek isteyen yerli turistler Mao’nun mozolesini ziyaret etmek, Yasak Kent’teki mermer ejderhaları görmek, Çin Seddi’ni arşınlamak, Tongli’deki kanallarda gezinmek, Seramik Askerlerle fotoğraf çekmek için uzun kuyruklar oluşturuyor. İnsan denizi içinde gezdiğim Seramik Askerler’i ziyaret için 65.000, Yasak Kent’i görmek için 80.000 kişilik günlük limit konmuş, bu sayıya ulaşılınca bilet kesilmiyor. Yasak Kent’in günlük ziyaretçi sayısının 140.000 olduğu zamanlar da kayıt altında. (Topkapı Sarayı’nı 2016 yılı boyunca toplam 1.460.000 kişi gezmiş.)

Çin’de inanılmaz bir temizlik seferberliği olduğunu da söy­lemem lazım. Her ne kadar hava kirliliği konusunda Çin’in kat etmesi gereken çok yol varsa da kamu alanlarının temizliği çok şaşırtıcı. Bü­yük küçük bütün şehirlerde, açık-kapalı alanlarda, tarihi yerlerde sürekli olarak yerle­ri süpüren görevliler var. 4.5 saatlik Pekin-Xian yolculuğu sırasında temizlik görevlisinin kaç kere yerleri silerek geç­tiğini takip dahi edemedim. Şangay’ın ünlü sahil şeridi The Bund’da üst üste selfie çeken yüzlerce insana rağ­men yerde bir tek çöp yok­tu. Tiananmen Meydanı’nda çoluk çocuk yerlerde oturan binlerce insandan düşmüş bir çöp bile görmedim. Olursa da görevliler tarafından anın­da toplanıyordu.

Bu seyahat sırasında gördük­lerimi ve öğrendiklerimi aklı­ma iyice yazıyorum. Eminim ki 5 ya da 10 yıl sonra tekrar Çin’e gittiğimde tanımakta zorlanacağım bir ülke ile kar­şılaşacağım.

Ebru LATİFOĞLU – 2018
Kaynak: ÂLLDECOR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir