Bürokrasi – Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Birçok okuyucularımız, demokrasiyi anladık amma bu Bürokrasi de ne? Serdengeçti de Frenkçe kelimeler yazmaya başladı diyecekler… Amma, hep alaturka yazacak değiliz ya, ara sıra böyle gâvurca kelimeler yazalım da bak herifçi ondan da çakıyor desinler…

Efendim Bürokrasi, büroculuk, idârecilik, memurlar idâresi demek… Bu, ifrata varırsa kırtasiyecilik olur… Kırtasiye mağazası değil ha… Hani bir daireye gidersiniz; bir işiniz vardır, elinizde bir kâğıt… On masaya varırsınız, on beş kişi o kâğıda imza atar… Prafe, imza, tastik, mühür… Derken elinizdeki kâğıtta tahtakurusu sığacak boş yer kalmaz!

İşte birkaç kişinin yapacağı işi, 10-15 kişi yaparsa, buna müzminleşmiş Bürokrasi derler…

Eski Başbakanlardan Hasan Saka nüktedan bir zattı… Bir gün Saka, Ankara’daki Ziraat Bankası’na uğrar… Bütün memurlar ayağa kalkar, başvekile kendilerini takdim etmeye başlarlar… Bilmem ne şefi, bilmem ne şefi… Şef, şef, şef…

Bir masanın başında üç – dört şef… Kapıdan çıkarken paltosunu tutan kapıcıya, Karadeniz şivesiyle:

Sende mi şefsin!..” Der.

Anladığıma göre, Türkiye’de 27 kişiye bir memur düşüyormuş!.. Memur, memur… Memur maaşları, harcırahlar… Emekliler, tahsisatlar… Zamlar, zumlar…

Milletin varı – yoğu memura… Öyle kalabalık, öyle bir ağırlık ki, bu kalabalık en az dörtte bir nispetine indirilmeden, Türkiye, Türk milleti kalkınamaz.

Okullar, Yüksek Okullar, Fakülteler boyuna fabrika gibi memur yetiştiriyor… Müdürün yanına yardımcı, yardımcının yanına bir yardımcı daha onun yanına bir daha.

Her Okulu, Fakülteyi bitiren herkes hükûmetin kapısını çalıyor. Şu daire, bu daire, şu adamın hatırı, bu adamın hatırı derken, kadrolar boyuna genişliyor, binlerce, on binlerce memur kalabalığı milletin sırtına biniyor…

İşsiz münevverden, iktidar ve hükûmetler korktukları için, bunları dışarda bırakamıyor. Memleket Osmanlı İmparatorluğu değil ki, birini Bağdat’a, birini Basra’ya tâyin edelim, bu diplomalı aydın kişilerimizi!..

Bu memur kalabalığından, yükünden millet nasıl kurtulur?

Az ve öz memur, kaliteli memur…

Her Okulu, Fakülteyi bitirene devlet kapısını açmamalı… Bareme sokmamalı. Böyle bir taahhüt altına girmemeli…

Bunlar için serbest iş sahaları açmalı, çalışma imkânları vermeli.

Dış ülkelere, işçi ve doktor ihracını durdurmalı… Cemiyete yeni bir dinamizm vermeli. Daire adamı değil, iş adamı yetiştirmeli.

İşte, çıkar yol budur!..


Osman Yüksel SERDENGEÇTİ
Kaynak: Zafer Gazetesi (25 Haziran 1965)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir