Bir Distopya Doğuyor: Çin’in sosyal kredi sistemi

Sayın yolcular, Biletsiz seyahat eden, kamu düzenini bozan ya da kamuya ait alanlarda sigara içenler mevzuat uyarınca cezalandırılacaktır. Ve bu tür davranışlar, bireylerin kredi sistemine kaydedilir. Olumsuz kayıtlardan sakınmak için lütfen yönetmeliklere uyum sağlayıp, tren ve istasyonlardaki düzenin korunmasına yardımcı olunuz.

Bu anons PEKIN-ŞANGHAY hızlı treninde yapıldı

Her ihlalde bir ceza puanı alan vatandaşlar, bu tür bir durumda seyahat kısıtlamasına maruz kalabilir. Böyle bir anons, George Orwell’in ünlü romanı 1984’e aşina olanlar için, yakın gelecekte karşılaşılacak karanlık bir distopyanın başlangıcı gibi görünüyor. Çin’in Büyük Birader’i iş başında…

Geride bıraktığımız yıl içinde, uygulamaya konulan sosyal kredi sistemi tüm dünyada, büyük tartışmalara yol açtı. Peki, korkutucu bir distopyaya dönüşme olasılığı barındıran bu sistem nasıl çalışıyor ve hayatın hangi alanlarına müdahale ediyor?

Güvenilirlik Meselesi

Dünya medyası bu sistemin büyük veriyi kullanabilen bir kitle gözetim aracı olduğu üzerinde duruyor. Amacıysa, herkesin izlenip değerlendirilmesiyle birlikte sosyal, politik ve ekonomik davranışların kontrol altında tutulmasıdır.

Çin hükümetine göre, ‘sınırsız güce sahip sosyal kredi uygulaması’ güvenilir vatandaşlar için yaratılacak bir cennet. Ve bu cennette özgürce yaşayabilmeleri sağlanacak. Ama “güvenilir” değilseniz, hayatın her alanında, türlü engellerle karşılaşmanız kaçınılmaz. Nihayetinde uygulamanın amacı, vatandaşların güvenilirlik derecesinin belirlenmesi… Kredi diye adlandırılan şeyse dürüstlük ve güvenilirlik puanı.

Elbette, böyle bir izleme aracının sorunsuz çalışabilir hale gelmesi için hem büyük veri değerlendirmesine hem de yapay zekâ ile yönetilen sistemlere ihtiyaç var. Sonuçta her bir bireyin, çevrimiçi alışverişten tutun da trafik kurallarına uymasına kadar, tüm güne yayılan davranışlarını takip etmesi gerekiyor ki hedefine ulaşabilsin.

Sistem, bireylerin arkadaş seçimlerini de izleyip sosyal çevrelerindeki etkilerini görmeyi de hedefliyor.

“İyi Vatandaşlar” İçin Sosyal İmtiyaz

Kiminin cenneti, kiminin cehennemi… Her şeyi gören gözlerin, yani her yere yayılmış olan kameraların, yüz tanıma sistemlerine bağlanarak yapacağı gözlem, büyük verileri işleyen yapay zekâlar tarafından kontrol edilip düzenlenecek.

Sayısal puanlarını, kamu yararına davranışları ve sosyal güvenilirlikleriyle artırabilecek olan vatandaşlar, örneğin faturalarını zamanında öderler, atıklarını geri dönüşüm için ayrıştırırlarsa fazladan puan kazanabilir. Kredisini artırmış olanlar toplu taşımadan daha ucuza yararlanıyor, sağlık hizmetlerinde öncelik kazanıyor ya da banka sistemlerinde “güvenilir” olarak görüldükleri için daha iyi kredi imkânlarına sahip olabiliyorlar.

Diğer taraftan, kredisi düşük olanlar da kara listeye alınarak sosyal haklarını kaybediyor. Örneğin tren ya da uçak seferlerini kullanma hakları ellerinden alınabilir.

Tüm bu verilerin daha başka hangi amaçlarla kullanılabileceği konusu da önemli.

Foto: ImagineChina

Örneğin hükümeti yolsuzlukla suçladığı için sosyal kredisi düşürülen gazeteciler de mevcut. Yani sistem bazı vatandaşları, deyim yerindeyse kafasına göre cezalandırabilir. Çin’in otoriter rejimi, halkın yararına kullanılabilecek dijital teknolojilerin dijital diktatörlüğe dönüşmesi için son derece uygun bir zemin. Bu yıllardır korkulan, üstüne çeşitli distopya senaryoları yazılan, hatta artık karşılaşılmasının an meselesi olduğu bilinen bir durum.

***

Ne var ki Çin’de yapılan araştırmalar, vatandaşların büyük çoğunluğunun, henüz başlangıç aşamasında olan sistemin kendilerine sağladığı avantajlardan mutlu olduklarını gösterdi. Yine de herkesin aklında tek bir soru var; bu uygulama mahremiyet ihlaline de varacak mı? Aslında şimdiden o sınırları hiçe saymaya hazır gibi duruyor olsa da Çin halkı bunu ‘vatandaşların uygarlaştırılması’ olarak görüyor.

Bu arada Çin hükümeti henüz bu kredi sisteminin nasıl uygulanacağına dair tüm ayrıntıları resmi olarak duyurmuş değil. Örneğin kredilerin nasıl biriktirileceği, bu verilerin algoritmalar tarafından ne şekilde işlenip sınıflandırılacağı gibi ayrıntılar hala elden geçiriliyor.

Susam Kredisi

Bir de Çin’in e-ticaret devi AliBaba’ya bağlı olan Ant Financial tarafından yürütülen özel bir kredi sistemi var ki, bu da 520 milyon kullanıcısı olan bir uygulama. Susam Kredisi adlı bu sistem, hayatı sosyal medya ve internet üzerinden şekillendirmeye soyundu.

C: Kevin Hong

Satın alma hacmini ve ürün fiyatlarını değerlendiren yapı, Ant Financial’dan gelen açıklamaya göre; “Satın alınan ürünlere değil, satın alınma sıklığına odaklanarak izliyor.” Diğer bir deyişle, kimse sizin internet üzerinden yaptığınız alışverişin içeriğine karışmıyor. Amacı, AliBaba’yı daha fazla kullandırarak, alışveriş sıklığını artıranlara fazladan kredi sağlamak. Yani bir nevi sadakat programı gibi çalışıp, çok alışveriş yapana fazladan kredi dağıtıyor.

Susam Kredisi, resmi sosyal kredi sistemiyle ilişkili değil. Daha doğrusu, şimdilik öyle görünüyor. Ama gelecekte nelere yol açabileceğini de bilemeyiz. Dünya medyası bu uygulamayı, ana kredi sisteminin bir parçasıymış gibi sunmuş olsa da ikisi arasında öyle bir bağlantı yok…

Şirketler de Puan Toplayacak

Halen geliştirilmekte olan sosyal kredi sisteminin sadece vatandaşları değil, beraberinde kurumlar ve şirketleri de kontrol altına alması planlanıyor. Bunun ardındaki amaç, ekonomik büyümeyi destekleme ve hükümete duyulan güveni sürdürme…

Aslında Çin’de şöyle bir sorun var; ticari ve bireysel kredilere dair veriler pek sağlıklı sayılmaz. Çünkü resmi kredilere dair değerlendirme sadece Çin’in merkez bankası olan Çin Halk Bankası tarafından yapılıyor. Çin nüfusu 1,35 milyar ama yalnızca, 300 milyon kişinin (2017 verilerine göre) kredi değerlendirme kaydı var. Yani her dört vatandaştan üçünün kredi notu bilinmiyor.

Mevcut sistemde Çinli tüketiciler, özellikle de tüketim potansiyeli yüksek olan genç nüfus bankadan kredi almakta zorlanıyor. Hatta bankalar genç nüfusun büyük çoğunluğuna kredi kartı bile vermiyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler de kredi konusunda aynı sıkıntıları yaşıyor. Neticede kredi verilerinin eksikliğinden kaynaklanan bu sorunlar yüzünden iç tüketimde de aksamalar yaşanıyor.

Ulusal kredi sisteminin bu sorunları çözeceği ortada… Belki de vatandaşlar tarafından seviliyor olmasının başlıca sebebi de budur.


Kaynak: POPULAR SCIENCE Dergisi, Ocak 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir