Bedavacılar – Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Adam, bilmem nereden emeklidir. Emekliye ayrılırken bir yığın para almıştır… Yüklüce bir emekli maaşı da vardır. Ununu elemiş, eleğini asmıştır…

***

Doğduğu, büyüdüğü memlekete hiç gitmemiştir. Bütün ömrünü ya İstanbul’da geçirmiştir, ya Ankara’da… Sık sık Amerika’ya, Avrupa’ya da gitmiştir.

***

Seçim yaklaşınca, birden bire beyimizin aklına, babasının doğduğu yer gelir. Şimdi orası memleketi oluvermiştir… Ama nerededir, nasıl bir yerdir, belki haritada bile yerini gösteremez. Mebus olmayı kafasına koymuştur adam…

Ver elini baba yurdu… Atlar arabaya… Evvelâ Ankara’da, parti ileri gelenleriyle konuşur… Bir nevi imtiyazlı merkez namzedidir, muhterem mebus namzedimiz… Gelmiş oturmuştur bir kahveye… Etrafındakiler, bu yüksek memur tabakasından olan hemşerilerine mel mel bakmaktadır. O da onlara… Çünkü ne hemşerileri kendisini tanımakta, ne kendisi hemşerilerini… Bizim halkımız bir ayrı âlem!.. “Koskoca adam ayağımıza kadar gelmiş… Rey vermesek olmaz, olmaz; yakışmaz” derler.

***

Uzatmayalım, emekli yüksek memurumuz, mebus olur. Şöyle ara sıra meclise uğrayıverir. Alır 3000 – 4000’ini…

Memleketin derdi nedir? İhtiyacı nedir? Bilmez, aldırmaz.

***

Eskiden, tek parti zamanında meclis, emekli generallerden, şairlerden, yüksek dereceli emekli memurlardan teşekkül ederdi… Gerçekten seçildiği vilâyetin yerini haritada gösteremeyenler bile vardı… İç Anadolu vilâyetleri mebuslarından birinin “Bizim vilâyete de lâzım o vinçlerden” dediği meşhurdur… Bu türlü mebus tipleri azalmakla beraber yine de az değildir… Yukarıda tasvir ettiğim zat bunlardan biridir.

***

Emin olun ki şöyle tam manasıyla, bir istida dahi yazamaz. Fakat, senatör olur adam. Senatör… Senatör değil de, sen olur… Altı sene otur bakalım… Bir boşluğu doldurmaktan, ardiyede eşya gibi bir yeri işgal etmekten başka vazifesi yoktur…

Ey Millet! Böylelerini seçme. Senden olanları, senin derdinle hem hal olanları, senin haklarını müdafaa edebilecek kabiliyette olanları seç… Sünepeleri, beceriksizleri seçme… Birde sokaktan yetişme, halk arasından çıkma tipler vardır… Bunlar iyi yolda yürüseler, tam milletvekili olurlar… Fakat çoğu kumarbaz, hilebaz, madrabazdır. Kulüplerden barlara, barlardan kumarhanelere taşınır dururlar… Bunları da seçme…

***

Birde Müslüman amma, sadece nefsine Müslüman, menfaatçi, çıkarcı, sûretâ dürüst ve mert fakat kimseye hayrı olmayan, eline fırsat geçince, türlü yollardan halkı soymaya kalkışan tipler vardır, onları da seçme…

***

Çok düşün, iyi karar ver… Vicdanına danış… Şu veya bu pazarlığa girme… Bir reyden ne çıkar deme… Her şey, o bir reye bağlı… Bire bağlı, ona bağlı…


Osman Yüksel SERDENGEÇTİ
Zafer – 9 Ağus. 1965

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir