BATILILAŞMA FELAKETİ – M. Necati ÖZFATURA

BATILILAŞMA FELAKETİ için ciltler yazılabilir. Fakat Attila İlhan’ın 9 Ağustos 2000 tarihli “Onlar ne yapmış biz ne yapmışız?” başlıklı yazısı, tek cümle ile durumu özetlemektedir: “Türk milletinin on yüzyıllık (bin yıllık) birikimini yadsırıp inkar ederek sıfırdan başlaması istenmiştir. Çektiğimiz bunun belasıdır.”

CHP, devrimlerle bin yıllık Türk-İslâm medeniyetini yıkmıştır. Bunun yerine Hıristiyan Batı medeniyeti, sıfırdan taklit edilmiştir. Gerçek devrimler, halkın talebi ve iradesi ile tabandan tavana doğru gerçekleşir. Bu ise tepeden inme yapılmış, milli irade devre dışı bırakılmıştır. Ceddimizin bin yılda meydana getirdiği milyonlarca eser, çürümeye terk edilmiştir.

Sosyolojik olarak insanlar ve devletler, bitkiler gibi köksüz yaşayamaz. Bin yıllık Türk-İslâm medeniyetini yıkmak ve milli, dini, kültürel her konuda bize yabancı olan Batı’yı taklit etmek, tamiri mümkün olmayan bir felakettir.

Lozan’da gözlemci sıfatıyla bulunan ve cumhuriyetin ilanından sonra ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan John Grew mertçe ve açıkça şunları söylemiştir: “İslâm, Türkiye’nin medeniyetidir.” Onun gördüğünü CHP zihniyeti görememiştir.

İngiltere Lozan’ın, Avam ve Lordlar Kamarası’nda, tasdiki için bazı devrimlerin yapılmasını şart koştu. Hilafetin kaldırılması ilk sırada idi.

Tanzimat devrinde Avusturya Başbakanı olan Prens Metternich, İstanbul’a büyükelçi vasıtası ile gönderdiği uzun bir mektupta “Bizi taklit ederseniz Osmanlı yıkılır” görüşünü ifade ediyor ve mektubun sonunda “Garp (Batı), esasında Hıristiyanlıktır. Türk kalınız ve Kur’an’a itaat ediniz…” diyerek Batı’yı taklitten kaçınmamızı tavsiye ediyordu. Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki, gayri İslâmi aydınlar ve CHP ileri gelenleri (çok azı hariç) İslâmiyeti yaşamadıkları gibi, İslâm bilgileri de hiç yoktu. Bazıları ise İslâmiyet’e tamamen karşı idiler. Prens Metternich kadar gerçekleri göremediler. Son yıllarda aslımıza, milli ve manevi kimliğimize doğru başlayan dönüş, dış güçleri ve onların içimizdeki devşirmeleri olan, yerli ve milli olmayan sözde aydınlarını çıldırtmıştır.

Fransız tarihçi Gerard Walter imparatorlukların, medeniyetlerin ve devletlerin ve kavimlerin yıkılış ve tarihten silinişini inceleyen “Yıkılış Uzmanı”dır. Bu konuda seri halinde çok sayıda kitaplarını “Le Mort des empires” (İmparatorlukların Ölümü) başlığı altında neşretmiştir. (Paris 1958) Bu seri eserlerde, Bizans’tan bu yana yıkımların temel sebebinin, diğer medeniyetleri ve ülkeleri taklit olduğunu belgelerle ispat eder. Kaldı ki, Türkiye’nin taklit ettiği Hıristiyan Batı, bizim tarihi ve azılı düşmanımızdır. Batının değersiz değerleri ise milli ve dini kimliğimize taban tabana zıttır.

“Erdoğan’da çelişkiye gömülmüş bir halde. Çünkü İslâm, sekülerlikle ilgili bütün tartışmaları dışlar. Sekülerlik, Hıristiyanlara özgüdür. Seküler geçinen Müslüman aydınlar, Hıristiyan olmasa bile Hıristiyan görüşün dairesi içindedir.” (Los Angeles Times 17 Aralık2002 tarihli “Dışı Laik İçi İslâm” başlıklı makale)

Halka dayanmayan (desteğinden mahrum) iktidarlar ve milli kültürden, manevi değerlerden yoksun devletler, yok olmaya mahkûmdurlar.

Batı’yı ve Batılılaşmayı anlatmak ciltlere sığmaz, Bu mütevazı derleme ile bir hizmette bulunmak istedim.

“Ağaçtan bir yaprak bile düşmez, Allahü Teâlâ’nın iradesi dışında.” Zaman, İslâm dünyasının lehine işlemektedir.

21. asır, Türk ve İslâm dünyasının asrı olacaktır!

Şer güçler bunu durduramayacaktır! İnşallah. (Amin)


Mustafa Necati Özfatura – Yenibosna, Kasım 2017
Kaynak: Batı’nın ve Batılılaşmanın Gerçek Yüzü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir